İdari Yargının Görev Alanı ve İdari Yargı Denetiminin Sınırı Konusu

Açıköğretim adalet 1 sınıf dersi idari yargı 4.ünite idari yargının görev alanı ve idari yargı denetiminin sınırı konusu olan idari yargı ders notları konu özeti içeriğini konumuzda bulabilirsiniz.

Diğer ünite konuları çalışarak idari yargı dersini faydalı bir şekilde çalışabilirsiniz. Sınavlara hazırlanmadan önce konu tekrarı ve deneme soruları çözerek kendinizi test edebilirsiniz. Bu konu ile ilgili nereden soru geldiğini daha rahat anlamak için aöf idari yargı çıkmış sorular ve cevaplarına bakmayı unutmayın.

Aöf adalet çok zor olmasa da konu genişliği itibariyle öğrencileri zorlayan bölümlerin başında gelir. Bahar döneminde ara sınav ve final için konu özetleri ve çıkmış sorulardan fazlasına ihtiyaç duyacağınızı bilin. Şimdi konu anlatımına geçebiliriz.

İdari Yargının Görev Alanı ve İdari Yargı Denetiminin Sınırı

Kural olarak idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir ancak bazı hallerde idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar Adli Yargı'da çözümlenmektedir. İdari yargının görev alanını belirlemeye ilişkin ölçütler kamu gücü kamu hizmeti ve karma ölçütlerdir. İdari yargının görevli olup olmadığının tespitinde öncelikle yasa koyucunun iradesi esas alınmaktadır.

İdarenin kişi hak ve hürriyetlerini açık ve haksız müdahale niteliği taşıyan eylemleri fiili yol olarak adlandırılmakta ve bu haksız müdahale eylemin idarilik niteliğini kaybettirecek boyutta ise bunlardan doğan zararların tazmini için Adli Yargı'da haksız fiil hükümlerine göre dava açılması gerektiği kabul edilmektedir.

Bunun dışında bir başka sınır askeri idari yargıda çözümlenen uyuşmazlıklarla, tahkim usulüyle çözümlenen uyuşmazlıklara ilişkindir. Anayasanın 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince İdari Yargı yerleri idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar veremeyecekleri gibi yerindelik denetimi yapamazlar ve idari işlem veya eylem niteliğinde karar veremezler.

GÖREV ALANI SORUNU
İdari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların, İdari Yargı mercilerinde çözümlenmesi, mutlak şekilde uygulanan bir kural değildir. Bazı idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar, Adli Yargı'da çözümlenebilmektedir. İdarenin işlem ve eylemlerinden doğan hangi davaların Adli Yargı'da hangilerinin idari yargıda görüleceği bazen yasalarla açıkça belirlenmiştir.

Ancak bazı hallerde yasal düzenleme eksikliği veya yasa kuralının yoruma açık olması sebebiyle, idari, adli yargı ayrımının kesin ve net sınırları çizilememektedir. Bu durumda uyuşmazlığın hangi yargı düzeninde çözümleneceği sorunu uyuşmazlık mahkemesine götürülmekte ve dava süreci uzamaktadır. Dolayısıyla, İdari Yargı, adli yargı ayrımının çizgilerinin belirlenmesi, hak arama hürriyeti açısından önem taşımaktadır.


İDARİ YARGININ GÖREV ALANININ BELİRLENMESİNDE KULLANILAN ÖLÇÜTLER

KAMU GÜCÜ ÖLÇÜTÜ
Kamu gücü ölçütüne göre idarenin kamu gücünü kullanarak yaptığı işlemler ve eylemler, idare hukukunun konusuna girer. Kamu gücü kullanılarak yapılan işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar İdari Yargı mercilerince çözümlenecektir.

KAMU HİZMETİ ÖLÇÜTÜ
İdarenin kamu hizmeti görmek için yaptığı işlem ve eylemler, idari hukukun alanına girmektedir. Ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri de idari yargıdır.

KARMA ÖLÇÜT
Karma ölçütü olarak da adlandırılan bu görüşü idarenin özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak yetkileri kullandığı işlem ve eylemlerin denetiminin idari yargıya ait olduğunu işaret etmektedir.

Mahkemeler kamu gücü ölçütünü farklı yorumlayabilmektedirler. Bu durum yukarda da belirtildiği gibi hak arama sürecinin uzamasına yol açmaktadır. Dolayısiyle görev sorunu mahkemelerin farklı yorumlayabilecekleri ölçütler yerine açık yasa hükümleri ile çözümlenmelidir. Adli Yargı'da çözümlenmesi istenen idari uyuşmazlıkları açıkça belirtilmeli; yasada aksi yönde açık hüküm bulunmaması halinde idare makamlarının işlem ve eylemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarla İdari Yargı görevli olmalıdır.

kabahatler kanunun üçüncü maddesine göre idari yaptırımlara karşı başka kanunlarda aksine hüküm bulunmadığı takdirde Adli Yargıya itiraz edilecektir.

Kamulaştırma Kanunun kamulaştırma işlemi dışında doğacak diğer uyuşmazlıkların Adli Yargı'da çözümlenmesini öngörmektedir. İdarenin İş Kanunu ve karayolları trafik kanunu kapsamındaki eylem ve işlemleri de adli yargının görev alanındadır.

Nüfus ve tapu siciliyle ilgili davalarda yasa gereği Adli Yargı'da görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarından anlaşıldığına göre idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümlenmesi zorunludur. Ancak haklı bir neden ve kamu yararının bulunması koşuluyla istisnai olarak idari işlemlerin Adli Yargı'da denetlenmesi mümkün olabilecektir.

İDARE İŞLEVİ
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlık mahkemesi ve Danıştay kararlarında uyuşmazlığının idari yargının görev alanına girip girmediği incelenirken öncelikle ortada idari bir işlem olup olmadığına bakılmaktadır. İdari işlem kısaca idare makamlarının idare hukuku alanındaki işlem ve eylemleri olarak tanımlanmaktadır.

İdare işlerinin geniş kapsamı ve sebebiyle olumsuz tanımlanması daha kolaydır. Buna göre yasama, yargı ve yürütme işlevleri dışında kalan tüm kamusal faaliyetler idari işlevi oluşturur.

YASAMA İŞLEVİ
Bilindiği üzere yasama organlarının geleneksel işlevleri yasa yapmak devlet bütçesini kesinleştirmek ve yürütmeyi denetlemektir.
Ancak radyo ve televizyon üst kuruluna üye seçme işlemi diğer görev ve yetkilerden açıkça ayrılmaktadır.

Yasama organının yüksek dereceli kamu görevlerinin ve yüksek yargı organlarında yer alanların atanmasına dair işlemleri yasama faaliyeti olarak nitelenemeyeceği için idare işlevine ilişkindir.
Meclis Başkanlığı'nın personel ve mallara ilişkin işlemleri idare işlevine dahildir.

YARGI İŞLEVİ
Yargı işlevi esas olarak bağımsız mahkemelerde görevli hakimlerin önlerine gelen uyuşmazlıkları yargılama usulü kuralları çerçevesinde çözmeleridir. Çekişmesiz yargı olarak adlandırılan tek taraflı olarak davacının istemlerine ilişkin karar verilmesini gerektiren davalarda da yargıç yargılama usulü kuralları çerçevesinde karar verdiği için yargılama faaliyeti yapılmaktadır. Yargı faaliyeti ve yargı işleminin iki temel unsuru vardır. İlki bağımsız mahkemelerde görevli hakimler ikincisi ise yargısal usüllerle yerine getirilme.

Yasama organının bazı işlemlerinde olduğu gibi yargı organlarının tüm işlemleri de yargısal değildir. Yargıda görevli kurul veya hakimlerin idare işlerine giren ve bu sebeple, idari işlem olarak kabul edilen işlemleri vardır. Örneğin yargıçlardan oluşan adli yargı adalet komisyonlarının yargıda çalışan görevlilerin özlük haklarına ilişkin işlemleri yargı işlemi sayılmazlar. Yargıçların özlük haklarıyla ilgili işlemler de, yargı fonksiyonu dışındadır.

Cumhuriyet Savcılarının yargı fonksiyonları dahil olmayan işlemlerine örnek olarak şu olayı verilebilir. Hakkında gıyabi tutuklama kararı kaldırıldığı halde bu kararın emniyet yetkililerine bildirilmemesi...

Daireye göre yargı kararı ile kaldırılan gıyabi tutuklama kararının kayıtlardan silinmesinin sağlanması,, emniyet birimleri yönünden idari bir görev olduğu gibi, cumhuriyet savcıları yönünden de yargılama fonksiyonu dışındaki idari bir göreve ilişkindir.

Kamu görevlilerinin yargılanmalarına izin verme ya da vermeme konusunda verilen kararlarda idarenin ceza yargılamasına katıldığı, yargı işlevine ilişkin işlemlerdir. Bu tür işlemlerde idarenin kararına karşı Danıştay idari dava dairesi ile bölge idare mahkemelerine itiraz yolu düzenlenmiştir
Ancak bazı durumlarda idarenin yargılamaya ilişkin bir işlemine karşı itiraz yolu düzenlenmemiştir. Bu tür işlemlerde, ilgili idari mercii, suç duyurusunda bulunmamakta veya yargılamaya izin vermemekte; işlendiği ileri sürülen suçun kovuşturulmasını önleyebilmektedir. Avukat hakkında soruşturma açılmasına izin vermeme işlemi bu konudaki ilginç örneklerdendir.

YÜRÜTME İŞLEVİ
Yürütmeyi oluşturan cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu aynı zamanda idare teşkilatı içinde yer almaktadırlar. Bu durumda şu soru ortaya çıkmaktadır. İdari makam oldukları tartışılmaz olan cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nun tüm işlemleri idari işlem olarak kabul edilebilecek midir? Bu soruyu şöyle sormak da mümkün idare işlerinden ayrı bir yürütme işlevinden söz etmek mümkün müdür?

Özay, anayasanın yargı denetimi bağışıklığı öngördüğü işlemlerin tümünün hükümet tasarrufu veya politik işlem olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle yargı denetimi dışında tutulan yürütme organı işlemlerini yürütmenin işlemleri olarak adlandırmaktadır.

Bakanlar Kurulu'nun oluşumuna ilişkin işlemler, yürütme organının yasama organıyla ilişkileri çerçevesinde yaptığı işlemler, cumhurbaşkanının Anayasa değişikliği sürecinde yaptığı işlemler; cumhurbaşkanına Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açma işlemi yürütme organının başka devletlerle olan ilişkisi çerçevesinde yaptığı işlemler, hükümet tasarrufu olarak nitelenmektedir.

İDARENİN HAKSIZ FİİLLERİ (FİİLİ YOL)
İdarenin kişi hak ve hürriyetlerine açık ve haksız müdahale niteliği taşıyan eylemleri fiili yol olarak adlandırılır. Bu eylemlerden doğan zararların tazmini adli yargı mercilerince dava edilir.
Fiili yolu olarak nitelenen eylemler idarenin açıkça hukuka aykırı bir kararının uygulanması ya da hukuka uygun kararın hukuk dışına çıkılarak yerine getirilmesi durumunda söz konusudur. Hukuka aykırılık yapılan eylemin idarilik niteliğini kaybettirecek boyutta olmalıdır.
Uygulamada mülkiyet hakkına hukuki gerekçe olmaksızın el konması gözaltına alınanların işkenceye maruz kalması sık rastlanan fiili yolu örneklerindendir.
Yine uygulamada idari eylem ve işlemlerin niteliğini kaybeden haksız fiiller (fiili yol) bireyin mülkiyet hakkına kamu hürriyetlerine ve kişilik hakkına saldırılar şeklinde görülmektedir.

YARGI DENETİMİ DIŞINDA BIRAKILAN İŞLEMLER

Anayasanın 125 inci maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Ancak bu hükmün hemen altında cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimine tabi olmadığı belirtilmektedir.
Anayasanın 159uncu maddesine göre ise hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Cumhurbaşkanın tek başına yapacağı işlemler
Üniversite rektörlerinin atanması veya görevden alınması işlemlerinin dava edilmesi üzerine Danıştay idari yargılama usulü kanunun ikinci maddesindeki Devlet Başkanı'nın doğrudan doğruya yaptı işlemler ifadesini yorumlayarak rektörlerle ilgili işlemlerin yargısal denetimine imkan sağlamıştır. Danıştay beşinci dairesine göre bu işlemlerin yargı denetimi dışında tutulması hukukun üstünü ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Özellikle belirtmek gerekir ki cumhurbaşkanı doğrudan doğruya yaptığı işlemle karşı yargı yolu kapalıdır. Bu durumun haklı anlaşılır ve kabul edilebilir bir hukuki sebebi yoktur.

Yüksek Askeri Şura'nın denetim dışı kararları
Anayasanın 125 inci maddesi Yüksek Askeri Şura'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılma kararlarını yargı denetimi dışında tutmaktadır. 125inci maddede yapılan değişiklik öncesinde Yüksek Askeri Şura'nın tüm kararları yargı denetimi dışındaydı. Yapılan değişiklikle meslekten çıkarma kararlarına karşı dava açma imkanı tanınmış oldu. Fakat terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılma işlemlerini dava etmek mümkün değildir.
Bu işlemleri yargı denetimi dışında kalması da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları
Yüksek Askeri Şura kararlarında olduğu gibi, anayasada yapılan değişiklikle meslekten çıkarma cezalarına karşı yargı yol açılmış ancak diğer işlemlerine yargı yolu kapalı tutulmuştur.
Adli ve İdari Yargı hakim ve savcılarının mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma disiplin cezası vermeye yetkilerinin yargı denetimi dışında kalması hakimleri hukuki güvenceden yoksun bırakmaktadır.

Kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen 6087 sayılı hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kanununun 33üncü maddesine göre kurulu Genel Kurulu'nun ilk defa aldığı kararlara karşı başkan veya ilgililer tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde Genel Kurul'dan yeniden inceleme talebinde bulunabilir. Yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararlar kesindir.

İDARİ YARGININ GÖREV ALANI DIŞINDA BIRAKILAN UYUŞMAZLIKLAR
İdari yargının sınırı konusunda ele alınması gereken bir diğer nokta ise İdari Yargı düzeninin dışında çözümlenen uyuşmazlıklardır. Daha önce bazı idari işlemlerden kaynaklanan davaların Adli Yargı'da çözümlendiğini görmüştük. Bazı uyuşmazlıklar ise askeri idari yargıya bırakılmıştır. Ayrıca İdari Yargı denetiminin bir diğer sınırı tahkim usulüdür.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından görülen davalar

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapmaktadır. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Tahkim yoluyla çözümlenen uyuşmazlıklar
Anayasanın 125 inci maddesinde yapılan değişiklikle kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine imkan sağlanmıştır. Maddeye göre, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletler arası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletler arası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

İDARENİN TAKDİR YETKİSİNİ KALDIRACAK BİÇİMDE YARGI KARARI VERİLEMEMESİ

12 Eylül 2012 tarihli halkoylamasında kabul edilen kanunlar ilk cümle şöyle değiştirilmiştir. Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı olup hiçbir surette yerinde bir denetimi şeklinde kullanılamaz.

İdari yargılama usulünün ikinci maddesinin ikinci fıkrası şöyle düzenlenmiştir. İdari Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlıdır. İdare mahkemeleri yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari işlem veya eylem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremezler.

İDARENİN TAKDİR YETKİSİ
İdari işlemin sebebini konusunu zaman ve yerini belirlemek çeşitli çözümlerden birini seçmek işlem yapmak yada yapmamak konusunda verilen bu hareket serbestisi taktir yetkisi olarak adlandırılmaktadır.

Avrupa Konseyi bakanlar komitesinin tavsiye kararında takdir yetkisi: İdareye alınacak karar konusunda belli ölçüde serbestlik tanıyan yasal olarak kabul edilebilir kararlar arasında uygun gördüğünü seçme imkanı veren yetki olarak tanımlanmıştır.
İdarenin işlem ve eylemlerinin açıkça düzenlenmesi günlük yaşamdaki her ihtimalin öngörülmesi esasen mümkün değildir. Bu sebeple takdir yetkisi tanınması zorunludur.

Takdir Yetkisinin Denetlenmesi
Yargı denetiminin kişi hak ve hürriyetlerinin temel güvencesi olduğu da göz önünde bulundurulduğunda idarenin takdir yetkisini kullanarak tesis ettiği işlemlerinde yargısal denetimin zorunluluk olduğu görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Türkiye'de idari yargının yerleşik içtihadı taktir yetkisinin sınırsız ve mutlak bir yetki olmayıp, kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekleriyle sınırlı olduğu yönündedir. Uygulamada İdari Yargı takdir yetkisinin mutlak ve keyifi olarak kullanılan bir yetki olmadığını vurgulayarak kamu yararına ve kamu hizmeti gereklerine uygunluk denetimi yapmaktadır.

YERİNDELİK DENETİMİ YASAĞI
yerindelik, taktir yetkisinin denetiminde kullanılan hizmet gerekleri ve kamu yararı ölçütlerine uygun bir işlemin isabetli veya yararlı olup olmadığına hakim tarafından karar verilmesidir. Hakim böyle bir değerlendirme yaptığında idareye tanınan yetki kullandığı için yargı denetiminin dışına çıkmış olmaktadır.

İdari yargının amacı, idarenin hukuk sınırları içinde işlemesini sağlamaktır. Anayasa, yasalar ve diğer düzenleyici işlemlerle tanınan yetkilerin aşılması kötüye kullanılması önlenmek istenmektedir. Ancak idarenin hukuka uygun eylem ve işlemlerinin isabetsiz olduğuna idarenin bir başka türlü hareket etmesi gerektiğine karar verilmesi yargının yetkisine bırakılmamıştır.
Örneğin bir göreve atanabilmek için gerekli şartları taşıyan birden fazla aday bulunduğunda idarenin yaptığı seçimin denetlenmesi yerindelik denetimidir.

İlk belirtilmesi gereken nokta nesnellik (objektifliktir). Bir işlemde takdir yetkisi kullanılırken eşitlik ilkesine hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun davranılmadığı somut ve objektif olarak belirlenemiyorsa yapılacak denetim yerindelik denetimi olacaktır.

İkinci ölçüt ise şudur: idarenin tercihte bulunmak hak ve yetkisine sahip olduğu hallerde, yargı bu yetkinin belirli bir kişi lehine kullanmaya zorlayamayacaktır.
Üçüncü olarak idarenin yürütmesi gereken bir faaliyet hakkında talimat niteliğinde hüküm kurulması da yerindelik denetimi olarak kabul edilmektedir.

Uygulamadan çıkarılan bir başka ölçüt açık hata denetimi veya açık değerlendirme hatası kontrolüdür. Buna göre idarenin takdir yetkisini kullanırken açık hataya düştüğünün belirlenemediği hallerde yapılacak denetim yerindelik denetimi olacaktır.
Açık hata takdir yetkisi kullanılarak tesis edilen işlemlerde idarenin yaptığı açık belirgin hemen fark edilebilen getirdiği çözüm adalet duygularına açıkça ters düşen bir değerlendirme veya tercih hatasıdır.

Son konular :

Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.